29 Aralık 2020 Salı

Empati kurma yetisi ve geliştirilmesi

     

    Empati, eş anlam olarak Türk Dil Kurumu'na göre duygudaşlık olarak ifade edilebilir. Empati kurmak ise başkalarının duygularını, davranışlarını anlamak olarak tanımlanabilir. Empati kurmak, pek çok kişinin ağzında her zaman yapılan (yapılabilen) bir durum gibi ifade edilse de aslında söylendiği kadar kolay bir faaliyet değildir. Empati kurabilme yetisini geliştirmiş kişi, diğer insanlardan biraz daha farklı şekilde bakar, hayata yada yaşadıklarına. Örneğin pek çok kişiyi sinirlendirebilen bir olayı düşünelim. Sizi yada sevdiklerinizi tehlikeye atacak şekilde araç kullanan birine rastladığınızı düşünün trafikte. Çok hızlı kullanıyor yada sinyal vermeden sizin hakkınız olan yola aniden giriyor yada sollanmaması gereken bir yerde sizi tehlikeye atarak sizin önünüze geçiyor. İlk bakışta pek çok kişiyi sinirlendirebilecek bir durum değil mi? Ancak empati kurma kabiliyetiniz gerçekten geliştiyse (ki bence bununda aşamaları var) o kişi hakkında farklı , olumlu düşüncelere kapılabilirsiniz. Neden bu kadar hızlı gidiyor, neden beni yada sevdiklerimi tehlikeye atıyor. Neden ne olursa olsun ona hak vermeniz gerekmiyor sadece anlamaya çalışmak önemli olan. Acaba çocuğu hasta oldu da ona mı yetişmeye çalışıyor ?, acaba ailesinden çok sevdiği birinin ölüm haberini mi aldı ? Birilerini acil hastaneye mi yetiştirmesi gerekiyor? Benzer durumlarda siz olsanız o aracı nasıl kullanırdınız. Gerçekten telaşsız , gerçekten maksimum dikkatle, gerçekten kimseyi tehlikeye atmadan sadece yola odaklanarak araç kullanabilir miydiniz? (Tekrar önemli not: Bunları yapan kişi haklı demiyoruz, sizde yapsanız haklı değilsiniz) Empati kurma sadece bu ve benzeri durumların yaşanabileceğini yada sizin başınıza gelebileceğini kabullenmek bir anlamda. 

    Empatiyi en üst düzeyde kurabilen kişi: bunun gibi onlarca sebebi düşünerek, karşısındaki kişiyi yargılamadan , ona kızmadan önce , olabilecek sebeplere odaklanır. Empati bir anlamda önyargılarımızı da ortadan kaldırmamıza yardımcı olabilir. Peki ya empati yeteneğimizi nasıl geliştirebiliriz?

    Empati kurmanın ilk adımı önce düşünmektir. Ortadaki olayı, olayın öznesi kendimiz varsayarak düşünmek. Bizimde başımıza gelebileceğini, başımıza gelirse neler olabileceğini düşünmek. Sonraki adım hissetmeye çalışmaktır. Benzer durum olsa neler hissederdik, ne gibi duygular uyanırdı bizde.Bu duyguların eşliğinde ne yapardık düşüncesi ise bizi bir sonraki aşamaya taşır, yani harekete geçsek ne olurdu. Tüm bu aşamalar zamanla adım adım gelişerek empati yeteneğinizi üst noktalara taşıyabilir. İlk aşama düşünmeye başlamak içinse sadece etrafınıza dikkatlice bakmanız yeterli olacaktır. Başlamak içinse bugün en doğru gün, yeni hayatınıza hoş geldiniz...

Bahadır Cesur

29.12.2020 ,Fethiye

1 Kasım 2020 Pazar

Saldırganlık Öğreniyorum: Ders 1

 

Ülkemizde yaşanan ve ardı arkası kesilmeyen şiddet olayları sonrasında haftalardır yazmayı planladığım bir yazı bu aslında. Okumakta olduğum kitabın da bundan söz etmesiyle birlikte bulmacanın parçaları birleşti ve bu yazı ortaya çıktı diyebiliriz. Saldırganlığın kelime anlamından söz etmemize gerek olmadığını düşünüyorum bunu zaten hepimiz biliyoruz.

Yapılan bazı deneyler saldırganlığın tamamıyla içten gelen bir dürtü değil öğrenilmiş bir davranış şekli olduğunu destekler nitelikte. Leonard Eron ve Rowell Huesmann’ın 1980 yılında yaptıkları araştırmalarda 8 yaşındaki çocuklarda televizyonda şiddet içeren programlar izlemek ile saldırgan davranışlarda bulunmak arasında ciddi bir bağlantı keşfediliyor. İşin ilginç yanı bu çocuklar 11 yıl sonra tekrar analiz edildiğinde (11 yıllık sürede şiddet içerikli program izlemeseler dahi) saldırgan eğilimlerinin devam ettiği tespit ediliyor. Az da olsa akademik bilgi verdikten sonra Türkiye gerçeğine geri dönelim. Neden bu kadar saldırgan bir toplumuz sizce ve neden televizyonlarda gazetelerde bu kadar şiddet içerikli habere maruz kalıyoruz. Sanki bir kısır döngü gibi değil mi? En basit anlatımla saldırganlığı tetikleyen filmler, haberler, programlar izliyoruz ve sonrasında bunların etkisiyle toplum olarak kendimiz “haber” oluyoruz. Yumurtamı tavuktan çıkar tavuk mu yumurtadan sorusu gibi. Şöyle bir düşünün; aklınıza gelen dizileri yada programları ve haberleri tabiî ki. Hemen hemen hepsinde şiddeti körükleyen yada şiddeti gösteren şeyler var. Peki bu durumda ne yapacağız. Bu saldırganlık sarmalından ve şiddetten nasıl korunacağız, dahası çocuklarımızı bundan nasıl koruyacağız? ABD de yapılan araştırmalar idam cezasının öldürme davranışını azaltmadığını ortaya koyuyor. Bu ise şiddeti şiddet ile durdurmanın imkanı olmadığını göz önüne serebilir diye düşünüyorum. Öğrenilen bir davranış olması sebebiyle yetişkinlerde bunun değişiminin epey zor olduğu bir gerçek. Bu durumda bireysel farkındalık yaratılması yada empati özelliğinin geliştirilmesi belki bir çözüm olarak öne sürülebilir. Tek sorun her iki durumda da şiddeti uygulayan tarafın bunları istiyor olması gerekiyor ve bu o kadarda kolay bir şey değil. Aslında en güçlü umudumuz yeni yetişen çocuklarımızın saldırganlık ve şiddet eğiliminden uzak olması ile birlikte bu çocukların toplumda çoğunluğu sağlayarak şiddete olan eğilimi-yönelimi azaltmaları.

Bütün bunları sağlayacak olan çocuklarımızı korumak için, çocuğun çevresini saldırganlık aşılayan şeylerden temizlememiz gerekiyor. Bunlar Tv programları, bilgisayar oyunları, internet ortamı vb gibi geniş bir yelpaze aslında. Bu verici-yönelticilerin kontrolünün belirli bir yaşa kadar ebeveynde olmasında fayda olabilir. Çocukta şiddet uygulamaktan farklı davranış modelleri yaratmak için, onaylanan davranışı ödüllendirmede faydalı bir yöntem olarak alınabilir. Yine yukarıda bahsettiğimiz empati kurma yetisinin arttırılmasının da çocuklarda şiddete olan yönelimi azaltabileceği bir gerçek. Empati kurma yetisi ve geliştirilmesi ise bir sonraki yazımın konusu olacak…

Sevgiyle  kalın.

23.03.2015 , Fethiye

Not: Bu yazı 3.04.2015 tarihinde www.e-koc.org sitesinde yayınlanmıştır.

31 Temmuz 2018 Salı

Bu dünyaya ne yapıyoruz?

Fethiye'de yaşamanın getirilerinden biri de ulaşım için farklı seçenekleriniz olması. Eğer çok lazım değilse işe aracımla gitmemeyi tercih ediyorum.Motor,bisiklet,yürüyüş gibi seçeneklerim olsa da bugün toplu taşımayı tercih ettim ben. Toplu taşıma, düşünmenize, okumanıza zaman sağladığı için bence en güzel seçeneklerden biri. Süre çok uzun olmasa da düşünecek pek çok şey çıkıyor insanın karşısına. Bugün aklıma takılan ise bizim dünyaya verdiğimiz zarar oldu. İklimlerin dengesi değişti, havaların ne zaman nasıl olacağı belli değil ve doğaya verdiğimiz zarar , onun bize misliyle karşılık vermesiyle daha bir problem haline geliyor. Otuzdokuz yaşındayım; bizim zamanımızda klima sadece belli bir gelir düzeyinin üzerindeki insanların evinde olurdu. Vantilatör bile çoğu aile için lükstü. Çok sıcak Fethiye geceleri de olurdu ancak nasılsa o zamanlarda klimasız yaşayabiliyorduk. Şu anda evimde ortalama 10 yaşında bir tane klima var ve ikinciyi taktırmak gibi bir düşüncemde yok ancak ben taktırmasam da çevremdeki pek çok dairenin dış ünitelerinden atmosfere sıcak hava üfleniyor. Belki diyeceksiniz bu kadar klima nasıl olurda mevsimi etkileyebilir diye. Aynı fikirde değilim zira olay sadece klima olayı değil. Araçlarımızın yakıtlarından tutunda , bir dönem kullandığımız deodorantlara kadar herşey iklimi etkiliyor. Sürekli kullanıp attığımız plastik şişelerin üretimi esnasında doğaya ne kadar zarar veriyoruz farkındamıyız, ki siz benim gibi sıkı bir geri dönüşüm toplayıcısı olsanız dahi , topladıklarımızın büyük kısmı dönüştürülemiyor. Geçenlerde www.yesilist.com adresinde okuduğum bir yazı aslında bu plastiklerin vücudumuzun hemen hemen her yerine yayıldığını söylüyordu. Bizler bir şekilde bu yaşlara kadar geldik, peki ya geride kalanlar, sonraki nesil ne olacak? Sizin çocuğunuz , torununuz, yeğeniniz , ardınızda bırakacak kimseniz olmayabilir, peki ya kendiniz? Bu sağlıksız , dengesi şaşmış dünyada ne kadar daha rahat yaşayabilirsiniz. Kendinizi ve sevdiklerinizi düşünerek biraz daha duyarlı olmanızı tavsiye ediyorum sizlere çünkü şimdilik de olsa başka dünya yok. Daha az tüketimle, duyarlı seçimlerle çevreye daha az verebileceğinizi biliyorum. Bugün bir adım atın ve bu gezegeni kurtarmak için birşeyler yapın, daha az plastik kullanmak da olsa, toplu taşımayı yada bisikleti kullanmak da olsa, birşeyler yapın mutlaka...
Sağlıklı ve mutlu gelecekleriniz olsun...

Fethiye
31.07.2018

25 Temmuz 2017 Salı

Zenginlerin garip alışkanlıkları

Bir internet sitesinde tam da yukarıdaki gibi başlıklı bir haberle karşılaştım bugün. Daha çok resimlerle süslenmiş ve tabiiki okuyucu çekmek için yapılmış bir haberdi; tam istedikleri gibi oldu, bende bu habere çekildim nedense.

Haberde pek çok nokta var, ancak ağırlıklı nokta;  bu insanların, eski arabalarını, evlerini hala kullanıyor olmaları, işlerinde , evlerinde ,yeme-içme-kıyafet konularında tasarruflu olmalarıydı. Başlıkta yazan GARİP alışkanlık kısmını ben bulamadım, tabiiki kendi bakış açıma göre. Peki neden bunlar pek çok insana göre garip de bana göre değil? Bu soruyu kendime sorduğumda aldığım cevapsa beni biraz yaraladı işin aslı.

Bizim çocukluğumuzda (tıpkı pek çoğunuzda olduğu gibi) tasarruf denilen bir şey vardı. Eşyalar, elektrik, su , ilişkiler hep tasarruf edilirdi. Işıklar ve su gereksizse kapatılır, diş fırçalarken , el yıkarken musluk kapatılıp açılırdı. Eşyalar , kıyafetler bozulunca atılmaz, önce tamir edilir yada ettirilirdi. İlişkiler de (ister sevgili,ister arkadaş ister aile ile olsun)  tek kavgada hemen bitmez, tamir edilir , sürmesi için ne gerekirse yapılırdı.

Bugün geldiğimiz noktada ise herşeyi ama herşeyi tüketmeye odaklıyız. Herşeyi yenisiyle değiştirmeye, herşeyi atmaya meraklıyız. Sanki çok zenginiz gibi diyeceğim ama bilinçli zenginlerde bunu yapmıyor aslında.  Pek çoğumuz ise yeni telefonu, yeni ayakkabıyı, evi , arabayı borçla alıyoruz. (Ay sonunda da ödeseniz kredi kartı en büyük borç aracıdır ) Yenisi çıktıkça alıyor ve borçlandıkça  borçlanıyoruz  . Borçları ödemek için daha fazla çalışıyor sözde daha "lüks" ama "kesinlikle" daha "kalitesiz ve sevgisiz" yaşıyoruz.

 Açıklayayım : en lüks cep telefonunu, bilgisayarı, arabayı, evi alan anne - baba daha fazla para kazanmak zorunda olduğundan, işyerinde yada evinde çalışma saatlerini uzatıyor; bu ise çocuğuna,eşine daha az zaman ayırabilmesi, onunla daha az oynaması, ilgilenmesi anlamını taşıyor. İşin en doğru tabiri ile "Madde için canlı olan" boşlanıyor. Sizi seven; sizden ilgi ve sevgi bekleyen insanlar var ve bu alışveriş parayla değil sevgiyle oluyor. Sevgi alıyor ve veriyorsunuz, mutlu oluyor, ömrünüzü uzatıyorsunuz. Bu yüzden: sevdiklerinizi "en yeni materyale" tercih etmemek için, siz siz olun şu zenginlerin garip alışkanlıklarından bir an önce edinin.

Fethiye, 25.07.2017

30 Haziran 2017 Cuma

Ada Kara ile Hayata Dair

11 Ağustos 2016 tarihinde Kanal F ekranlarında konuk olduğumuz programın videosunu aşağıdan izleyebilirsiniz.


22 Haziran 2017 Perşembe

YAŞAM KOÇLUĞU Soru - Cevap ( LIFE COACHING Questions - Answers )


ENGLISH BELOW
Bu bölümde sizlerden gelen ve sıklıkla karşılaştığımız bazı soruların cevaplarını bulacaksınız, detaylı bilgi ve randevu için İletişim bölümünden bize ulaşabilirsiniz.

* Yaşam koçluğu nedir ? 
Yaşam koçluğu , danışan ile ortaklık gerçekleştirerek ve danışanın düşüncelerini provoke etmek suretiyle , onun kişisel ve profesyonel potansiyelini en üst noktaya çıkartan bir süreçtir.

*Kimler yaşam koçuna gider?
 Yaşam koçlarına genelde hayatlarında "herhangi" bir konuyla ilgili sıkıntı yaşayanlar yada belli bir yol ayrımında olup bir türlü hangi yolu seçeceğine karar veremeyen insanların başvurduğunu söyleyebiliriz. Bu sorunlar eşle ilgili, ebeveynlerle ilgili, çocukla ilgili yada hayatın herhangi bir aşamasıyla ilgili olabilir.

*Yaşam koçu nasıl çalışılır? 
Yaşam koçluğu süreci genel anlamda seanslar ile yürütülen bir süreçtir. Danışanın kendini rahat hissedebileceği bir yerde seans yapılabilmekle birlikte , yaşam koçunun ofisi sessizlik ve danışanın dikkatinin dağılmaması açısından tercih sebebidir.

*Bir sürü kişisel gelişim kitabı okudum , neden size ihtiyacım olsun ki? 
İyi denilebilecek kişisel gelişim kitaplarının kişiye katkısının olduğu bir gerçektir. Kişi bunları okuyarak bilinç düzeyini arttırabilir ve çoğu zaman sorunlarını çözebilir ancak bazı durumlarda kişinin "kendinde görmek istemediği" şeyleri görmesi çözüme giden bir yol olabilir. Yaşam koçluğu seansında yaşam koçunun gösterdiği ve kişinin farkedeceği şey çoğu zaman o görmek istemedikleridir. Bunu yalnız başına yapmak çoğu zaman zordur.

*Benim çözemediğim bir sorunu siz nasıl çözeceksiniz? 
Bu; çoğu danışan tarafından sorulan bir sorudur aslında ve cevabı da çok basittir. Sorunu çözecek olan aslında yaşam koçu değil danışanın kendisidir. Yaşam koçu sadece danışanın bulmak istediği cevaba ulaşabilmesi için yol arkadaşlığı yapar.

*Size nasıl güveneceğim? 
Dünya üzerinde koçluk mesleğini düzenleyen iki tane büyük organizasyon vardır. Bunlardan biri ICF ( International Coachin Federation ) Uluslararası Koçluk Federasyonu ve diğeri IAC ( International Association of Coaching ) Uluslararası Koçluk Derneği 'dir. Bu iki kurumunda birbiriyle benzeşen etik kuralları vardır ve bu kurumlardan sertifikalandırılan yaşam koçları bu kurallara uymak zorundadır. Bu kuralların en önemlilerinden birisi gizlilik kuralıdır ve tüm ICF , IAC sertifikalı yaşam koçları bu kurala yüzde yüz uymak zorundadır.

*Eşimle problemlerim var neler önerirsiniz? 
Bu soruya cevap verebilmek için öncelikle konunun ne olduğu ve neden kaynaklandığı ile ilgili bir tespit yapılması gerekir. Bu tespit ise ancak seans yoluyla ortaya çıkartılabilir. Her ilişkiye yada kişiye dair genel kurallar olmadığı içinde öneride bulunmak pek doğru değildir.

*Çocuklarla koçluk üzerine çalışıyor musunuz? 
Evet 13-14 yaş üstü çocuklar ile çalışabiliyoruz.

*Çocuğumun okulla ilgili ve dikkat dağınıklığıyla ilgili sorunları var bunları nasıl çözebilirim? 
Her ne kadar yaşanılan sorunlar ortak yada benzer gibi gözükse de bu sorunların çocuklarda ortaya çıkış sebepleri farklılık gösterebilir. Yaşı kaç olursa olsun insanlar birbirinin eşi olmadıkları için aynı soruna aynı çözümün önerilmesi doğru değildir. Koçluk seansında çocuğunuzun kendi bulduğu en uygun çözümün yaratılması en doğru yoldur.

*Eşlerle ilgili problemler kaç seansda çözülür? 
Eşlerin yaşadıkları sorunun ne olduğu bilinmeden bu soruya doğru cevap vermek çok zordur ancak süreci kısaltacak bazı durumlar vardır. Öncelikle her iki tarafında çözüm için istekli olması süreci belirgin bir şekilde kısaltır. Bu seanslarda eşler tek ve çift halinde seanslara alınır ve sorunun-çözümün ortak şekilde anlaşılmasına-bulunmasına çalışılır.

*Çocuğum okul sorunu için kaç seans gelmeli? 
"Okul sorunu" çok geniş ve detaylandırılması gereken bir kavramdır. Sorunun ne olduğunu sizden ve çocuğunuzdan duymadan cevaplamak doğru bir yaklaşım olmayacaktır.

*Seanslar ne kadar sürüyor? 
Her bir seans ortalama 45 dakika sürmektedir.

*Ücretleriniz nedir? 
Ortalama 45 dakikalık koçluk seans ücretimiz 250 TL dir. Ortalama 1 saatlik Aile Dizimi seans ücretimiz 300 TL dir.

*Ödemeyi nasıl yapabilirim? 
Ödemeyi sadece nakit olarak kabul ediyoruz

Fethiye , 2020

ENGLISH

In this part you will find the answers of mostly asked questions. For more information and appointment please Contact Us .

* What is life coaching ? 
Life coaching is a process that goes with the client . In the sessions coach provoke the client and wait for him to use his full potential for finding a way to solve the problem. (or just a way)

*Who needs life coaching? 
If you have a problem that you couldnt solve , if yo need to decide but couldnt choose any the options than you might ask the help of Life Coach. The problems might be related with wife/husband, life, family, work, children etc.

*How coaching works? 
Coaching period goes with sessions. If the client is comfortable sessions might be done in everywhere but the silence places and the office of the coach are generally prefered.

*I have read lots of books about personal evolution , why do i need you? 
We can say that some books has lots of benefits. people can read these and solve some of their problems but sometimes the way that goes for solving the problems is something that we dont want to see. In these situations coach helps the client to see . Thats generally hard to do it by himself.

*How can you solve the problem that i couldnt solve?
The one that will solve the problem is not the coach but the clients himself-herself. Coach is just goes with client in the same road to find the way.

*How can i trust you? 
There are two big organizations in the world about coaching. One is ICF ( International Coachin Federation ) and the other is IAC ( International Association of Coaching ) Both these two has Code of Ethics and the coach that takes the licence from these , has to comply these rules. One of the most important of these rules is Privacy and the licenced coaches are has to obey these rules.

*I have a problem with my wife/husband what your suggestion? 
For answering these question we have to determine the subject and the source of the problem . These determination is just possible with a sessions.

Do you do coaching with children? 
Yes we can do coaching sessions with children at/after 13 years old.

*My son has a problem with his school, how can we solve it? 
 Some problems seems as if they were same but the start point of the problems are generally different. The solution that the children find in the session is will be unique and the best solution.

*How many sessions needed for the problems between the couples?
 Its hard to answer this question without knowing the problem but something can make the process shorter. Both parts has to be keen about finding a solution. Sessions happened sometimes with both parts and sometimes individually.

*How many sessions needed for the school problems of a children?
 "School problem " is generally a wide area and has to be detailly search. Without knowing the problem from your side and your children's side, its hard to give a certain time.

*How long are the sessions? 
Each session is approximately 45 min.

*What is your session price? 
Approximate 45 min coaching sessions is 250 TL. Approximate 1 hour Family Constellation session is 300 TL .

*How can i pay you? 
We just accept cash

Fethiye , 2020






21 Haziran 2017 Çarşamba

Çok kişilik(li) traji-komik gösteri

26.04.2013 tarihinde Fethiye Belediyesi Kültür Merkezi’nde “Çok Kişilik(li) Traji-Komik Gösteri” mizi gerçekleştirdik.

How to survive in Turkey Semineri

30.09.2013 Tarihinde Fethiye Çalış ' da Fusion Fethiye Advice Center'ın ev sahipliğini yaptığı , Sn. Doğan Şahin ve Sn. Jane Akatay 'ın da konuşmacı olarak bulundukları, Fethiye'de yerleşik yabancılara yönelik adaptasyon sorunlarıyla ilgili "How to survive in Turkey?" konulu seminere konuşmacı olarak katıldık.

Saadet Ecehan ile Pembe Gözlük


 
31 Ekim 2013 tarihinde Fethiye ve bölgesine yayın yapan "95.0 Fethiye Turfm" www.turfm.com da Sadet Ecehan ile Pembe Gözlük programının konuğu olduk ve0 Fethiye , yaşam koçluğu , kişisel gelişim üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik

16 Haziran 2017 Cuma

Olmasaydı

Benjamin Button’un Tuhaf Hikayesi filminde bir sahne vardır. Ana karakter ve balerin olan Daisy trafik kazası geçirir. Bunun hemen öncesinde ise sahne; kazayı yapan taksici o kahveyi içmeseydi, taksiye binen kadın eğer eşyasını evde unutmasaydı, kadının siparişini hazırlayan kız sevgilisiyle kavga edip siparişi geciktirmeseydi, Daisy’nin arkadaşının ayakkabılarının bağcıkları çözülmeseydi vb bir sürü “olmasaydı” ile doludur. Günlük hayatta belkide bizimde zaman zaman söylediğimiz sözler bunlar belki. Olmasaydı, yapmasaydı, düşünmeseydi, vs vs. Bir dolu bizim elimizde olmayan ve geçmişte kalan şeyler. İlk defa, Solaunitas Koçluk Akademisindeki eğitimlerimizde sevgili Umut Kısa’dan duyduğum bir söz vardı. “Hayatta her şey olması gerektiği zamanda ve olması gerektiği şekilde oluyor” Biz istesek de istemesek de bu böyle. Bazılarınız bunu kader olarak düşünebilir yada başka bir isim verebilir ancak ismi ne olursa olsun benim doğruluğuna çoğu zaman inandığım bir söz bu. Bununla ilgili olarak şöyle bir hayatınızda geçmişe gidin bakalım, neler olmuş ve bunların ne kadarına siz müdahale edebilmiş yada edememişsiniz. Yada yaşandığında çok kötü bir olay olarak düşündüğünüz şeyin yıllar sonra karşınıza çok daha iyi bir sonuç olarak çıktığını gördünüz mü hiç?. Çevremde pek çok kişiden dinlediğim yaşanmış hikayelerin çoğunda benzer sonuçlar ortaya çıkıyor. Bilmemiz gereken en önemli şey; bazen zamanın, bize en doğruyu söyleyen yada gösteren bir makine haline dönüşebiliyor olması. Burada başka bir durum daha ortaya çıkıyor tabi, o zaman zaten her şey kendi akışında devam ediyorsa bırakalım aksın ve hiç bir şey yapmayalım. Üzgünüm ama bu bakış açısıda çok doğru değil. Burada anlatılmak istenen hiçbirşey yapmadan kendini tamamıyla akışa bırakmak değil, çünkü akan şeyin nereye gittiğini bilmiyorsunuz. Bunu şöyle örneklendirebiliriz diye düşünüyorum, bir botta elinizde kürekle bir nehirde yol alıyorsunuz. Akıp giden hayat içinde bulunduğunuz nehir. Ve siz o kürekle kendi hayatınızı yani botunuzu yönlendiriyorsunuz. Bazen botun yönünü değiştiriyor, bazen batıyor, bazen çıkıyor, bazen karaya vuruyorsunuz ve kürekler yardımıyla oralardan kurtuluyorsunuz; bunlar hayatta başınıza gelen olaylara karşı değişim yada yaşam için gösterdiğiniz çabalar. Bazen öleceğinizi düşündüğünüz bir şelaleden aşağıya düşüyor ve her şeyin sonu geldi diyorsunuz, o şelaleden düşerken ne kadar çabalarsanız çabalayın eninde sonunda düşüyor olduğunuz için burası “kabul etme” kısmı, sonra belki o şelaleden sonra durgun bir göle düşüyor botunuz ve daha huzurlu , daha güzel bir hayatınız oluyor. Sonra gölü keşfetmeye çıkıyorsunuz , sonra belki gölden bir çıkış yolu bulup yeni maceralara yelken açıyorsunuz. Bu küçük örnekte gördüğümüz gibi karşımızdaki durum yada (varsa) sorun ne ise ; önce elimizden gelen şeyleri yapmak ve sonrasında eğer o şeyi değiştiremiyorsak kabullenmek üzerine kurulu bir düşünce şekli bu. Bu arada çok ince bir çizgi var. Bu çizgiyi görmek bazı insanlar için yada hayatımızın bazı dönemlerinde bizim için zor olabiliyor. İşte tam bu noktada; profesyonel bir yaşam koçu, görmek istediğiniz yada istemediğiniz şeyleri görmenize yardım etmek için çok işinize yarayacaktır.

Sevgiyle…

Fethiye , 29.08.2014

Profesyonel Yaşam Koçu Bahadır Cesur

12 Haziran 2017 Pazartesi

Kim için yaşıyorsunuz ?

Bir hayal görüyorsunuz yıllardır. Doğdunuz, en iyi okullarda okudunuz, en iyi para kazandıran işte çalışmaya başladınız. Evlendiniz ,çocuklarınız oldu, emekli oldunuz, torunlarınıza bakmaya başladınız. Sonra da bu hayattan göçüp gittiniz. Peki bütün bu şeylerin hangisi mutlu etti sizi? Hangisinde mutlu anlarınız oldu, hangisini sevmesenizde yaptınız, hangisi hayatınızı bir cehenneme çevirdi ve bütün bu soruların sonunda gerçekten istediğiniz hayatı yaşadınız mı? En son soruya dürüstçe cevap veren pek çok kişinin cevabı çoğu zaman hayır, koca bir hayır. O zaman neden yaşamadın diye sormak için çok mu geç sizce? Ya da neden yaşamaya başlamıyorsun diye. Seni engelleyen ne? Toplum mu? Din mi? Ailen mi? Kültür mü? Maddi imkansızlıklar mı? Zaman mı? Daha istediğin kadar bahane yazabilirsiniz buraya ve bu liste sayfalarca, günlerce uzar gider. Aslında sorun, engellediğini düşündüğünüz şeylerden ziyade sizsiniz. Evet bir toplum içerisinde yaşıyoruz, evet dinin ve kültürün getirdiği bir takım kurallar var, evet aileniz bazı şeyleri yapmanızı istemiyor, paranız yok vb. Hadi biraz geçmişe gidelim, kiminiz için 20 kiminiz için 30-40 yıl öncesine, hani şu istediğiniz şeyleri yapabildiğiniz çocukluk zamanlarınıza. O zamanlarda ebeveynleriniz sizi çeşitli tehditlerden korumak için sürekli uğraşıp duruyorlardı ama siz ne yapıp edip istediğiniz şeye ulaşıyordunuz. Çünkü gerçekten merak ediyor ve istiyordunuz, belki bazınız çok sıcaktan kaçmayı sobaya dokununca öğrendi ya da elektrikle oynamamayı ufak bir elektrik çarpması sonucunda öğrendi ve en güzeli asla unutmayacağınız iyi yada kötü dersler aldınız. Şimdiyse her şeyi, ebeveyniniz yerine geçen toplumun ya da çeşitli kuralların öğretmesini kabul ediyorsunuz, doğruluğunu sorgulamadan. Çünkü topluma göre yaşarsam onları mutlu ederim ve bende mutlu olurum. Emin misiniz? Ya gerçekten yaşamayı isterseniz, gerçekleştirmek hayaliyle yanıp tutuştuğunuz şeyleri gerçekleştirmek için harekete geçerseniz ne olur? Zaman mı kaybedersiniz? Para mı? Unvan mı? Ya kazanacaklarınız? Gerçekten istediğiniz şeyi yapmanın hazzını hayatınızda kaç defa yaşadınız? Ve öyle ya da böyle sebepler yüzünden yaşayamadıklarınız için kaç kere pişman oldunuz? İstediğiniz gibi yaşayabileceğiniz kaç tane daha ömrünüz var? Daha ne bekliyorsunuz? Hadi bir adım atın yaşama; yarın değil, 1 saat sonra değil, tam şu anda. Unutmayın kaybettiğiniz her saniye hayatınızdan gidiyor, İstediğiniz mutluluk, başarı, sevgi sizin adım atmanızı bekliyor.  Yeni yolculuğunuzda başarılar

Sevgiyle kalın…

Mayıs 2014 , Fethiye

Profesyonel Koç Bahadır Cesur

YAŞAM KOÇLUĞU Soru - Cevap ( LIFE COACHING Questions - Answers )

ENGLISH BELOW Bu bölümde sizlerden gelen ve sıklıkla karşılaştığımız bazı soruların cevaplarını bulacaksınız, detaylı bilgi ve randevu ...